Onu deneyelim, bunu yapalım

derken günler geçti kolik geçmedi

99-6472656635001657866471765

Uzun zaman sonra tekrar merhaba…

bir süredir  site ile ilgilenemedim. Hem hamileliğimin son zamanları iyice yaza denk geldiği için hem de doğum sonrası bir türlü vakit bulup bilgisayar başına oturamadığım için. Artık Umay 5.5 aylık olduğuna göre site ile ilgilenebilirim.
Tabii yazacağım ilk yazı da hemen hemen 4.5 ay beni süründüren kolik ile ilgili olacak…

İkinci çocuğa sahip olup olmama konusunda çok düşündüm… Bana kalırsa bir çocuk yeterdi. Çünkü Kayra 7 yaşındaydı ve tüm işlerim yeni yeni rayına oturmuştu. Kayra da artık büyüdüğü için her işini kendi yapıyordu. Ohh her şey harikaydı…

Tabii bu düşüncelere sadece ben sahiptim. Bir yandan Kayra, bir yandan aileler başımın etini yiyor, ikinci çocuğu yapmam konusunda büyük bir baskı yapıyorlardı. Çok direndim ama bir yerden sonra herkesle tek tek tartışacak halim kalmamıştı. Sonunda hamileydim.
Müthiş bir hamilelik geçirdim. Umay karnımdayken beni hiç üzmedi. Ne mide bulantısı, ne kusma, ne halsizlik, ne yorgunluk, ne reflü hiçbir şey yaşamadım. Çok mutlu ve sakin bir hamilelik geçirdim. Hatta neredeyse 39’uncu haftaya kadar da hep gezdim. Hamileliğim bu kadar güzel geçince de haliyle doğum sonrasının da harika olacağını düşündüm. Sonuçta ne olabilirdi ki!!!

Evet ne olabilirdi ki!

Daha dakika bir gol bir! Umay hastaneyi birbirine kattı. Hem ne katma, ne ağlama. Susmuyor, hemşireler yanımdan ayrılamadı.

Dedim ki ‘Korkma Hale, doğum yapalı kaç saat oldu, tabii çocuk adaptasyon sorunu yaşıyor, geçecek’…

Geçti de… Ağlamalar yerini uykusuzluğa bıraktı. Daha 1 haftalık bebek saatlerce uyanık kalıyor, uyusa da 1 saat sonra uyanıyordu. O uyumadıkça ben de dinlenemedim. Ziyarete gelenler de cabası… Allahtan annem ilk günden beri yanımdaydı. Benim en büyük destekçim oldu. O olmasa ne yapardım gerçekten bilmiyorum. Hala da bilmiyorum çünkü annem hala benimle kalıyor. Kadıncağız bir türlü bizi yalnız bırakıp evine gidemedi. Bunun sebebini de yazının ilerleyen satırlarında öğreneceksiniz…

kolik-bebek-tedavisi-OTEwN

Neyse…

Umay 20 günlüktü artık ve ikimizin de kontrolü vardı. Kontrolde her şey yolunda çıkınca biz de soluğu yazlıkta altık. Hava değişimi iyi gelir diye düşünürken hava değişimi bize bambaşka bir hayat verdi. Artık saatlerce ağlayan, 8 saate yakın uyumayan, ne yapsak susturamadığımız bir kızımız vardı.

O kadar çaresizdik ki annemle, ne yapacağımızı şaşırdık. Bir ben alıyorum susturmaya çalışıyorum, bir annem. Yetmiyor bazen komşular yardıma geliyordu. Yine de o küçücük bebekle baş edemedik. Doktorumuzu aradım ‘Gazı çoktur’ deyip gaz damlası önerdi. Hemen Gelibolu’ya gidip ilacı aldık bir hevesle. Sonuçta gazı varsa, ilacı kullanınca geçecekti. Geçmedi… Bu şekilde 1 hafta kadar devam ettik. Yine doktoru aradım. Hastaneye gitmemi, ultrason, röntgen ve idrar tahlili yaptırmamı istedi. Ertesi gün Gelibolu Devlet Hastanesi’ne gittik. Muayene eden doktor da çok gazı olduğunu, damla kullanıp lavman yapılırsa geçeceğini söyledi. Ne gerekiyorsa yaptırdık… Gerçekten geçti. Tam hatırlamıyorum ama 3-4 gün çok rahat ettik. Umay uyuyor, uyanıyor emiyor, biraz agucuk gugucuk derken yine uyuyordu. Rüya gibiydi günlerdi insanın inanası gelmiyordu…

Rüya kısa sürdü ve biz kaldığımız yerden devam ettik. Ağlama krizleri, uykusuzluk… Dayanamadık ve 1.5 aylıkken İstanbul’a döndük. İlk iş doktora gitmek oldu. İşte acı gerçekle o gün tanıştık. Umay KOLİK’ti…

Peki kolik neydi?
Her kafadan bir ses çıkıyordu. Kimi gaz sancısı, kimi ağlama nöbeti gibi yorumlar yapıyordu. Ama bana göre kolik aslında ne gaz ne de başka bir şeydi. Çünkü gaz olsa bizim hiçbir sorunumuz olmazdı!
“Bazı bebekler gün içinde uzun süreli veya sık ataklar şeklinde ağlama krizlerine girerler. Bu aşırı ağlama krizlerine “kolik” denir. Aslında bütün bebekler zaman zaman ağlarlar veya huzursuzlanırlar. Ancak bu davranış stili aşırı olursa ve çok sık olursa “kolik” olarak tanımlanır. Bu da yaklaşık 3 ay sonunda biter” deniyor bir yorumda. Sebep olabilecek şeyler arasında da mama yiyen bebeklerde, diyet yapan, stresli anneler yüzünden, olgunlaşmamış sindirim sisteminden kaynaklı, gaz yapacak yiyecekler gibi pek çok neden sıralanmış.
Ne var ki ne diyet yapıyordum, ne gaz yapabilecek yiyecekler yiyordum ne de Umay mama yiyordu!
Her şeyi harfi harfine uygulamama rağmen ters giden bir şeyler vardı. Oturdum araştırdım. Meğer bazı bebekler gelişimini anne karnında 9 ayda tamamlarken bazı bebekler 12 ayda tamamlarmış. 9 ay dolunca dünyaya geldiklerinde de kendilerini güvende hissetmez ve sürekli ağlarmış. Zaten 3 ay sonunda biter denilmesinin nedeni de, ağlayan bebeğin elektrik süpürgesi sesiyle susması da bu nedenden… Bebek 12 ayı tamamlıyor ve o seslerle kendini anne karnında gibi hissettiği için rahatlıyordu.

the-hurting-baby-500x320

Teşhis konduktan sonra ne yorum yapacağımı bilemedim. Daha önce duymuştum ama başıma geleceğine hiç inanmamıştım. Çünkü Kayra’da hiç böyle bir şey yaşamadığım için ikinci çocukta da yaşamam diye düşündüm.

Başa gelen çekilirdi ve ben de elimden gelen ne varsa yapmaya hazırdım. İşte bu yazıda neler yaptım onları okuyacaksınız…

Herkes gaza odaklandığı için bir süre hep damlaları değiştirip durduk. Önce Zinco, sonra Sab Simplex daha sonra Bio Gaia… Son damla bol bol gaz çıkarttırıp, ishal gibi kaka yaptırıyordu ama bu ne ağlamalara ne de uykusuzluğa çözüm oldu…

Damlalardan ümidimizi kesince doktor tavsiyesiyle Nurse Harveys bitkisel şuruba başladık. Kullandığımız ilk bir hafta mucizevi bir ilaç gibi geldi. Ne zaman bu bitkisel şurubu kullansak Umay sakinleşiyor, emdikten sonra uyuyordu. Zaten doktor da bu şurubun rahatlatacağından bahsetmişti.
Ama diyorum ya tüm sevinçlerimiz hep yarım kaldı. İlaca alışınca artık etki etmemeye başlamıştı.

Tabii bu arada annem, ben ve Umay bitkindik. Umay ağlamaktan, annem uyutmaya çalışmaktan ben ise sakinleştirip emzirmeye çalışmaktan…
Gerçekten şu yaşadıklarımı yaşamayan anlayamaz. Yazarken bile ‘Allahım ne günlerdi’ diye geçiriyorum içimden.

Doktorun önerdiği ne varsa yaptık bir sonuç alamadık. Madem doktor ilaçları bir işe yaramıyordu o zaman kocakarı ilaçları etkili olabilirdi. Kim ne derse çaresizlikten yapmaya başladık.

işte o çaresizlikte neler yaptık yarın anlatacağım…